İnsan ilişkilerini, sözü ve sessizliği uzun zamandır merak ediyorum.
Ben Hande Çiçek. İnsan ilişkileri ve iletişim odağında; kişinin kendisiyle, yakınlarıyla ve yaşamındaki rollerle kurduğu bağı anlamaya alan açan çalışmalar tasarlıyorum.
Bireysel görüşmelerde, grup çalışmalarında, atölyelerde ve edebiyat buluşmalarında hazır cevaplardan çok, doğru soruların peşinden gidiyorum.
Beni buraya getiren şey, insanın yalnızca ne söylediği değil; bazen neyi söyleyemediğiydi.
Bir konuşmanın ortasında neden geri çekildiğimizi, yakınlık isterken neden mesafe yarattığımızı, başkalarına gösterdiğimiz anlayışı neden kendimizden esirgediğimizi uzun zamandır düşünüyorum.
Eğitim, iletişim ve aile çalışmaları boyunca bu merak giderek daha belirgin bir çalışma yönüne dönüştü: kişilerin ilişkilerinde taşıdıkları rolleri, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve tekrar eden döngüleri daha açık görebilecekleri alanlar tasarlamak.
Birlikte bakmanın üç temel ilkesi.
Yargılamadan bakmak
Kişinin yaşadıklarını doğru–yanlış ikiliğine sıkıştırmadan, bulunduğu yerden anlamaya çalışırım.
Hazır cevaplar yerine doğru sorular
Çalışmanın amacı dışarıdan bir reçete vermek değil; kişinin kendi cevabına yaklaşabileceği düşünme ve hissetme alanını açmaktır.
Sözü deneyimle buluşturmak
Konuşmanın yanında yaratıcı drama, rol ve senaryo kartları, film sahneleri, yazma çalışmaları ve grup deneyimlerinden yararlanırım.
İlişkide neye bakıyoruz?
Her ilişki kendine özgüdür; yine de bazı ihtiyaçlar, roller ve iletişim biçimleri farklı hikâyelerde tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Duygusal ihtiyaçlar ve ilişki dili
İhtiyaçların nasıl ifade edildiğine, duyulduğuna ya da konuşmanın dışında kaldığına bakarız.
Sınırlar ve yakınlık
Yakınlaşırken kendimizi kaybetmeden, mesafe koyarken bağı koparmadan nasıl temas kurduğumuzu inceleriz.
Aile içindeki roller
Üstlendiğimiz görünür ve görünmeyen görevlerin bugünkü ilişkilerimize nasıl taşındığını konuşuruz.
Tekrar eden seçimler ve iletişim döngüleri
Aynı kırılma, susma, yakınlaşma ve uzaklaşma biçimlerinin nerede yeniden başladığını birlikte görmeye çalışırız.
Sözün yanında deneyime de yer açmak.
Çalışmalarımda iletişim ve aile danışmanlığı çerçevesini; eğitimcilik deneyimi ve katılımcı yöntemlerle bir araya getiriyorum.
Bu alanda neye yer var?
Meraka, düşünmeye, duyguları isimlendirmeye, farklı bir ilişki dilini denemeye ve kişinin kendi ritmine yer var.
Bu çalışmalar klinik psikoterapi, teşhis veya tedavi hizmeti değildir. Danışmanlık, iletişim, ilişki dinamikleri, eğitim ve grup çalışmaları çerçevesinde yürütülür.
İnsanların hayatına hazır cevaplarla değil, dikkatle kurulmuş sorularla eşlik etmenin daha dürüst olduğuna inanıyorum. Bazen yeni bir başlangıç, hemen değişmekten değil; aynı hikâyeye biraz daha açık bir yerden bakabilmekten doğuyor.
